18 Ocak 2009

Sevgililer Günü Hediyesi



Her yıl Sevgililer Günü öncesinde, tatlı bir telaş başlar... O gece nereye gidilecek, ne giyilecek, sevgiliye ne alınacak? Bu özel günün tarihçesi binlerce yıl önceye, Roma İmparatorluğu'na dayanıyor. O dönemde yaşayan bir papaz olan Aziz Valentine, evliliğe karşı olan İmparator 2. Claudius'un yasağına rağmen gizlice birbirlerini seven çiftleri evlendiriyordu. Ancak durum ortaya çıkınca tutuklandı ve öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat gününde de gömüldü. O günden beri 14 Şubat Sevgililer Günü olarak kutlanıyor. Siz de sevdiğiniz kişiye duygularınızı anlatmak için bütçenize uygun bir hediye seçebilir, onu çok ama çok mutlu edebilirsiniz.

UmutGold'tan flört yüzükleri

Sevgililer Günü yaklaşırken, özel bir hediye seçmek her zamankinden de büyük bir heyecan. UmutGold, 2009'ya gençlere özel bir koleksiyonla giriyor. Çift kalp taşıyan pırlantalarla süslü flört yüzükleri, aşkını anlatmak isteyenler için özel bir hediye seçeneği. Üstelik sınırlı sayıda üretilmiş.

Sevgililer Günü...” Kimi sevdiğine bir demet çiçek, kimisi çeşitli hediyelerle sevgililer gününü kutlayacak.
Ancak yeni yapılan bir araştırma Sevgililer Günü’nün kadın ve erkekler için farklı şeyler ifade ettiğini ortaya koydu. Türkiye’nin önde gelen online araştırma firması ‘Inquision Ltd.” tarafından internet üzerinden yapılan araştırmada, her dört kadından üçü Sevgililer Günü’nün romantik olduğunu ve mutluluk verdiğini dile getirdi. Buna karşılık erkekler, Sevgililer Günü’nü daha çok ticari bulduklarını açıkladı. Ayrıca, erkekler Sevgililer Günü’nün yabancı kutlaması olduğuna kadınlardan daha çok inandıklarını ifade etti. “Bayanlar, erkeklere kıyasla daha romantik düşünüyorlar” diyen Inquision Yönetici Ortağı Mads Stenbjerre, “Yine de günü ticari olarak nitelendiren erkeklerin sayısının yüksekliği bizi şaşırttı” dedi.

Bugün evdeyiz!
Ankete katılanların yüzde 42’si hediye almayı ve yüzde 23’ü yemeğe çıkmayı planlarken, yüzde 19’u Sevgililer Günü’nü evde kutlamayı düşündüğünü söyledi. Çiftlerin üçte biri ise Sevgililer Günü’ne yönelik özel bir programları olmadığını beyan etti. Sonuçlara göre, çiftlerin birbirlerine almayı planladıkları hediyeler de farklılık gösterdi. Kadınlar, daha çok giyim ve kişisel aksesuar eşyaları almayı düşünürlerken, erkekler çiçek ve kişisel aksesuarlar üzerinde yoğunlaştı.

Sevgililer Günü Hediyesi

10 Ocak 2009

Kadına özel olanı, erkeğe ihtiyacını alın

REYHAN YAZICI (TASARIMCI) Hediyenin en makbulu beklenmedik zamanda alınandır. Ancak özel günler, bu güzel anlamın kaybolmasına neden oluyor. Yıllar geçtikçe hediye anlayışımızın erozyana uğradığ ını görüyoruz. Sevilene, değer verilen e hediye almak, sadece bir güne ait belirli prosedürleri yerine getirmek sizce hangi duyguların ifadesidir? Hediye kültürümüz değişti mi? Yılbaşı kampanyaları, sonrasında birbiri ardına gelen indirim kampanyaları derken vitrinler yeni bir projeye daha hazırlanıyor.

Yavaş yavaş vitrinleri kaplayan büyüklü küçüklü kırmızı kalplerin göze çarptığı şu günlerde 14 Şubat’a hazırlıklar başladı. ‘Sevgililer Günü’ her ne kadar kültürümüze sonradan dahil olmuş olsa da çok çabuk kabullenildiğini söylemek hiç de abartılı olmaz. Bu tarz tüketime yönelik pazarlama stratejileri ile toplumumuza kabul ettirilen günler de birçok kişinin sadece mecbur kaldığı için hediye alıyor. En pahalısı, en gösterişlisi, en moda olanı ya da sahte anlamlarla, abartılı duygularla süslenmiş hediyelerin özel ve sürpriz olabilme düşüncesi nerede kalıyor, anlayabilmek zor. Ya da sevilene, değer verilene hediye almak, sadece o güne ait belirli prosedürleri yerine getirmek “duyguların ifadesi midir”, “zorunluluk mudur” şöyle bir düşünmek lazım. Anneler Günü, Babalar Günü yahut Sevgililer Günü sadece o güne ait sevgiler midir? Hediye yalnızca bu belirli tarihlerde mi alınır, o değerli kişiler yalnızca bu dayatma günlerde mi hediyeyi hak ediyor? Hediye özel ve sürpriz olmasıyla anlam kazanır.

İçten duygularla, o şartlanmış tarihlere ve kalıplara bağlı kalmadan seçilmesi ile sevgiyi ifade eder. Kırmızı kalplerle doldurulmuş eşyalar, peluş oyuncaklar ya da bir çift gömlek ve kravat ile değil. Hediye özenle seçilmeli, içten gelerek alınmalı, alınacak kişiye uygunluğu titizlikle incelenmelidir. Dayatılmış günlerin etkisinde kalarak en pahalısı, en süslüsü ya da en kırmızısı alınmamalıdır. Muhatabınızın zevkleri, kullanım detayları, kişiliği, yakınlık dereceniz dikkate alınarak hediye seçimi yapılmalıdır. Şarkılardaki gibi romantik ve özel olmak adına zoraki anlayışla muhatabınız olan beyefendiye bir çift kol düğmesi almayın. Gömlek kullanmıyorsa, yahut kol düğmelerini takabileceği ortamlarda bulunmuyorsa, dahası böyle bir aksesuardan hoşlanmıyorsa bir gün elbet kullanır düşüncesi ile alınan kol düğmesi çekmece bekçisi olmaktan başka işe yaramayacaktır. Hediye almayı düşündüğünüz kişinin öncelikle zevklerini iyi analiz etmenizde fayda var. Daha sonra hangi amaçla hediye almak istediğinizi hatırlayın. Tebrik mi, hatırlanma mı, sevgi mi yoksa samimi bir dostluk mu sizi o kişiye hediye almaya teşvik ediyor?


Bayanlara özel, erkeklere ihtiyacı olanı alın, bu ön analizden sonra karşınızdaki kişinin cinsiyeti çok çok önem kazanıyor. Çünkü erkekler ile bayanların hediye beklentileri arasında ciddi farklılıklar vardır. Bayanlar özel olduklarını hissedebilecekleri hediyeleri severler. Erkekler ise ihtiyacı olan bir şeyin kendilerine hediye edilmesini sevinerek karşılarlar. Bir çift bağcıksız krampon, uzun zamandır almayı düşündüğü elektronik aksesuar, yahut şık bir güneş gözlüğü.

Bayanlar daha lüks ve pahalı hediyeler almak için uzun süre araştırma yaparak oldukça fazla mesai harcarlar. Erkekler ise bir mağazaya girerek oradaki satış danışmanından da büyük destek alarak neyi satın alacaklarına karar verirler. Bayanların bu konudaki danışmanları yakın hemcinsleri olan bayanlar olurken, erkeklerin, hiç tanımadıkları kişilerdir. Aslında bu bile kadın-erkek arasındaki hediye anlayışını ortaya koymada yeterli. Bu konuda yurtdışında oldukça ciddi araştırma şirketleri, hediye satın alma konusunu önemli başlıkları arasına ekleyerek inceliyorlar. ‘Kim, nasıl ve neden hediye alıyor? Bu denli yüksek ücretleri bir başkası için neden harcıyor?’ sorularına farklı cevaplar bulsalar da kültürlere göre belirgin farklılıkların olduğunu görüyoruz. ‘Bu kişiler aldıkları hediyeyi neye göre seçiyor?’ sorularının cevapları ise aslında pazarlama stratejilerini yönlendiriyor. Bizlerin sadece hediye alınacak diye düşündüğümüz bu dayatma günleri, onlar (üretici ve pazarlamacılar) için yeni ve büyük satış, kâr günleri olarak programlanıyor. Buna rağmen bu günlere bağlı kalmadan sevdiklerinize, değer verdiklerinize hediye almak istiyorsanız size birkaç önerim olacak. Hediye seçimi, en az hediye almaya karar vermek kadar önemlidir. Öncelikli olarak giysi hediye almayı düşünüyorsanız, karşınızdaki kişinin beden ölçülerini, giyim tarzını iyi değerlendirmenizde fayda var. Modayı yakından takip ediyorsa yeni sezona ait, stili olduğunu düşündüğünüz bir giysi satın alabilirsiniz. Etek, pantolon, ceket gibi beden ölçülerinin çok önemli olduğu parçalar yerine bluz, penye, minik hırka ve likralı giysileri tercih edebilirsiniz. Ya da kendinizi ifade etmek istediğiniz kişinin yakınlık derecesine bağlı olarak birlikte takım halinde giyebileceğiniz unisex kıyafetleri seçebilirsiniz. Şu aralar kalitesi ile kendini kanıtlamış birkaç firma bu tarz ikili kombinlere koleksiyonlarında yer veriyorlar. Tabii tüm bunları yapmadan önce hediyeyi alacağınız kişinin yaşını da hatırlamanızı tavsiye ederim. Gençse baskılı, bol aksesuarlı ürünleri, hayatının ikinci baharını yaşadığı yaşlarda ise daha klasik kıyafetleri almanız doğru olur. Hediyeyi muhatabınızın beğenebileceği markaların koleksiyonlarından tercih etmeniz işinizi çok kolaylaştıracaktır. Fakat sizin istediğiniz ona kıyafet değil de daha özel bir hediye almaksa onun da kolay yolu var.

Artık özel tasarımlarınızı destekleyen hediye dükkânları var. Beğendiğiniz bir aksesuara sizin istekleriniz doğrultusunda küçük ama anlamlı detaylar eklenerek sadece muhatabınıza özel hediye satın alabilirsiniz. Bu sayede cüzdan, kalem, mücevher kutusu, özel bardaklar gibi pek çok aksesuarı ona özel hale getirebilirsiniz. Bir diğer önemli nokta ise hediyeyi kendi beğenilerinize uygun değil de, vereceğiniz kişinin beğenisine göre seçmenizdir. Unutmayın, alacağınız ürünü karşınızdaki kullanacak, siz değil. Tabii seçim yapıldıktan sonra ürün değiştirme kartını hediye paketinize iliştirmeyi asla unutmayın. Bu önemli detay, vermiş olduğunuz hediyenin kullanılmama riskini ortadan kaldıracaktır. Kim bilir kaçımızın dolabında hediye gelmiş, ama kullanılmamış ne çok hediye var, ya da geldiği gibi kullanabileceğini düşündüğümüz bir başkasına verdiğimiz... Hediye konusunda bir püf noktası da, şayet karşınızdaki kişinin ihtiyacını biliyorsanız onu satın almanız olacaktır. Fark ettirmeden öğrendiğiniz ihtiyaç, muhatabınıza anlamlı ve hoş bir sürpriz olacaktır. Bu sayede hem onun ihtiyacı giderilmiş olacak hem de karşınızdakine onunla ilgili detay düşündüğünüzü anlatacaktır.

Pırlantalar bu yıl da gözde Bir de son dönemlerde hediye deyince akla ilk gelen pırlantalar var. Özellikle kadınların hemen hepsi tarafından büyük sevinçle karşılanan pırlanta hediyeler çok yakın olduğunuz ve gerçekten sizin için özel olan birilerine hediye edilmelidir. Bu tarz bir hediye seçilirken profesyonelce seçim yapılması da gereklidir. Piyasada her şeyin taklidi olduğu gibi pırlanta ve tüm mücevherlerin de taklitleri bulunuyor. Bunun için güvendiğiniz markalardan alışveriş yapılmalıdır. Mutlak surette pırlantanın boyutunu, rengini anlatan sertifikası alınmalıdır. Bunun yanı sıra 2. el denilen daha önce bir şekilde kullanılmış pırlanta taşların olduğunu da bilmenizde fayda var. Bu tarz taşların fiyatları diğerlerine oranla oldukça farklıdır, bunları bilerek alışveriş yapmak, gereksiz para harcamanızı engelleyecektir. Böyle kötü bir sürprizle karşılaşmamak için kesim, karat, berraklık ve renk düzeyinin pırlanta seçiminde çok önemli olduğunu unutmayın. Pırlantanın berraklığı, renginin saf beyaz olması, doğru kesimlerde lekesiz olması değerini belirler. Erkeklerin sözel olarak kendilerini ifade edebilmesi güç olduğundan alacakları hediye ile duygularını anlatmayı deneyebilirler. Fakat bu illaki çok pahalı tercihler olmalıdır diye düşünülmemelidir.

Kaynak: Cumaertesi

18 Aralık 2008

Yılbaşı Yaklaşırken Sevgilinize Özel Romantik Hediye Seçenekleri HediyeDenizi'nde


HediyeDenizi'nde, kadın, erkek, genç aktif spor giyim, kozmetik, kişiye özel ve sıradışı hediye kategorilerinde Sevgililer Günü için birbirinden şık ve romantik hediye çeşitleri ile aşkını anlatmak isteyenlere çok özel hediye alternatifleri sunuyor.

Romantik hediye seçenekleri için, kişiye özel hediye kategorilerinde farklı tarz ve model alternatifleriyle en zarif hediyeleri bulabilir, yine erkek arkadaşınıza kişiye özel hediye kategorisinden şık bir kravat, kol düğmesi veya kravat iğnesi seçebilir ya da kozmetik reyonundan sevgilinize en sevdiği parfümü hediye edebilirsiniz.

Dekoratif ve pratik hediye seçenekleri için, ev kategorilerinde kalp desenli şık bir tepsi, vazo, çerçeve, bornoz ya da nevresim takımı seçebilirsiniz.

Şık hediye seçenekleri için, kozmetik kategorisinde makyaj seti ya da cilt bakım serisi alabilir, aksesuar kategorisinde ise seçeceğiniz küpe ve kolyelerle sevgilinizi mutlu edebilirsiniz.

HediyeDenizi’nin tüm kategorilerinde aşkınızı ifade etmenin binbir farklı yolunu bulabilirsiniz.

Siz yeter ki isteyin...

02 Aralık 2008

Yılbaşına Yaklaşırken “Kişiye özel” ürünler



Genellikle el yapımı özgün tasarımı ve özgün üretim tekniği ile üretilen “kişiye özel” hediyelik ürünler gerek evlere canlılık getirirken gerekse bireylerin üzerinde unutulmaz bir etki yaratıyor.

Özgün bir teknik ve çok özel ithal kumaşlarla üretilmiş olan el yapımı yılbaşı noel baba çorapları, yılbaşı bebekleri, her tür ve boyda yılbaşı sofrası örtüleri ve runner’ları, Amerikan servisleri, şaraplıklar, yılbaşı ağacı etekleri, yatak odası takımları, yatak örtüleri, nevresimler, yastıklar, banyo takımları/ havlular ve perde ürünleri ile bir ev için hediye seçeneklerinde sınır tanımıyor.

Ayrıca biblolar, el yapımı seramikler, mumlar, özel hediye ambalajları, iğnedenlik, nakışlı altın yastığı ve lavanta torbaları ile farklı hediye seçenekleri de sunuyor.

24 Ekim 2008

İşte Yanına Yaklaşılmaz Hediyeler !!!

Bu hediyeler harika ama ya fiyatları ...



6.4 milyon dolarlık Harry Winston marka elmas taşlı yüzük ...

LAKE FOREST CONFECTİONS'DAN 1 milyon dolara kutusu inci ve zümrütle süslenmiş çikolata ...




Chanel'in sadece 13 tane ürettiği 261 bin dolarlık Diamon Forever modeli çantası




Altın ve platin kaplama şişesinde 225 bin dolarlık tekilla : Tequila Ley-Passion Azteca

225 bin dolarlık fiyatıyla dünyanın en pahalı parfümü olan Majesty.


Türkiyede de satılan bu otomobilin yurtdışındaki fiyatı 150 bin dolar.



Guerlain in KissKiss adlı 62 bin dolarlık ruju satın almak için özel sipariş vermek gerekiyor.



Manolo Blahnik in 2 bin 685 dolarlık modeli ayakkabısı Aligator Halter modeli.

Bu hediyelerin en ucuzu ABD deki ünlü Eldorado Hotel in spasında 24 ayar altın kullanılarak yapılan cilt bakımı... fiyatı ise 475 dolar.

22 Ekim 2008

Kendisiyle Rekabet Eden Kazanacak !!!


Bugün rakamlar değil değişim konuşuyor...
Okuduğum ve çok beğendiğim bu yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum...
Eminim ki siz de hak vereceksiniz...

Kendimize dönüp baktığımızda rakiplere göre vaziyet almanın daha kolay olduğunu sanırız. Çünkü beklentileri keşfetmek daha zordur. Pratikte ise şu basit kural geçerlidir: Kim ne kadar satmış; rakibin pazar payı ne kadar ve bilançolar neyi anlatıyor?

Bir bakıma rakamlar yarışıdır bizimkisi. Oysa rekabette bugün rakamların değil "değişimin" tedavülü söz konusu. Kim ne yenilik yapmış; neleri hayata geçirmiş? Kısacası rekabet üstünlüğü "pozitif beklentilerin değişimini" yakalamakla mümkün! Kriz dönemlerinde de bu böyle. Bir düşünün şimdi: Acaba "entelektüel vizyonerliğin temsilcisi" kaç kişi var şirketinizde? Örneğin krizde "fütüristik analizleri" klasik pazarlama birimleri mi yapıyor, yoksa bunun için özel ekipler mi kurulu? Doğrusu çok fazla ümidim yok. Bırakın değişimi, "bilgi yönetim sistemi"ni bile doğru algılayan kurum sayısı bizde hâlâ çok az.

Üç sektör değişimi öne aldı
Kriz rüzgârının etkisiyle belki yıkılmayacak ama olduğu yerde "donup kalacak" bazı sektörlerin olacağını söyleyebilirim. Yine de bu badireyi daha şimdiden atlatmış olanlarla başlayayım: Örneğin bankacılık! Bana göre bankaların krizi yüksek likiditeyle karşılaması onlar için büyük şans oldu. Kredilendirmede ise türev zenginliği, sektörü 2001’den farklı bir noktaya getirdi. Eğer kredilerin muhatabı olan kesimler paniğe sevk edilseydi iş çığırından çıkabilirdi. Bir bakıma bankalar kendileriyle rekabet etmenin avantajını bu krizde yaşadılar.
Bilişim teknolojileri de öyle! Bugün "Avrupa IT Rekabet Endeksi" sıralamasında iki kademe birden yükselerek 25. sırada yer alan sektör, dünya genelinde ise 38. sıraya terfi etti. Şimdi en büyük tehlike dövizin görece yükselmesiyle fiyatların aşırı şişmesi! Eğer sektör değişim sürecini devam ettirirse bu da aşılacaktır.

Mobil İletişim Sektörü"nü de unutmamak lazım bu arada. "Turkcell", "Avea" ve "Vodafon"dan oluşan sektörde bugüne kadar başarıyla süren "değişim uygulamaları" krizi pek hissettirmedi. Rekabetin değişimle renklendiği ender alanlardan biri olan sektörün kendini tekrar ederek değil; "kendi yarattığı uygulamalarla" mevcut değişimi sürdürmesi lazım.
Kriz galiba bu sektörü test ediyor! Şimdi devir "parasal değerlerle" öne geçme devri değil "değişimlerle farklılaşma" devri! Yeter ki her şeyden önce şu "vergi yükü" meselesi çözülebilsin.
Değişim stratejisi nasıl kurgulanır
Değişim stratejisi için Türkiye’de henüz uygulanamayan 3 temel yöntem var. Ancak stratejileri uygulayacak "değişim mühendisliğini" şimdiden var etmek daha önemli. (Burada kastedilen mühendislik ifadesinin işin ince ayarına gönderme yaptığı unutulmamalı.)
Organizasyonla ilgili kimi üniversitelerde "vaka çalışması" olarak okutulan ilginç bir örneği hemen hatırlatmak isterim: İlk transistorlu radyoyu ticari hale getiren ve walkman’ı icat eden kişi Japon Akio Morita’dır.
Edison’dan ilham aldı

Ortağı Masaru Ibuka ile kurduğu ünlü "Sony" markasını yaratan bu çelimsiz adam bir Edison hayranıydı.
Edison’un değişim eksenli çalışmalarını inceledi. Büyük dâhinin sırlarını bir bir keşfetti: Edison ekibine ilham veriyor, buluşları aynı anda birkaç kişiye birden yaptırıyordu. Bir anlamda değişim ve buluş fabrikatörüydü Edison! Aynı yöntemi uygulayan Morita, Sony’de devamlı üç çalışma grubu oluşturdu. Bunlardan biri mevcut ürünleri geliştiriyor; diğeri ise ona bir rakip gibi çalışarak daha mükemmel bir seçenek yaratmaya çalışıyordu. Üçüncü grup ise her iki grubun ürünlerini tüketicinin olası isteklerine göre yeniden şekillendiriyordu. Kısacası ortaya üç "değişim modeli" çıkıyor ve her grup bunu geliştirmek için kendi aralarında yarışıyordu.
Morita’nın çalışma grupları içinde yalnız teknisyenler değil, pazarlamacılar ve pazarlama psikologları da önemli roller aldı. İşte ünlü Sony’i bir dünya markası yapan da bu sıradışı anlayış oldu.
"Akıllı patronlar krizde başkalarını değil, kendilerini hedef alarak rekabet yaratırlar."
Kaynak:
Theodore Levitt