18 Aralık 2008

Yılbaşı Yaklaşırken Sevgilinize Özel Romantik Hediye Seçenekleri HediyeDenizi'nde


HediyeDenizi'nde, kadın, erkek, genç aktif spor giyim, kozmetik, kişiye özel ve sıradışı hediye kategorilerinde Sevgililer Günü için birbirinden şık ve romantik hediye çeşitleri ile aşkını anlatmak isteyenlere çok özel hediye alternatifleri sunuyor.

Romantik hediye seçenekleri için, kişiye özel hediye kategorilerinde farklı tarz ve model alternatifleriyle en zarif hediyeleri bulabilir, yine erkek arkadaşınıza kişiye özel hediye kategorisinden şık bir kravat, kol düğmesi veya kravat iğnesi seçebilir ya da kozmetik reyonundan sevgilinize en sevdiği parfümü hediye edebilirsiniz.

Dekoratif ve pratik hediye seçenekleri için, ev kategorilerinde kalp desenli şık bir tepsi, vazo, çerçeve, bornoz ya da nevresim takımı seçebilirsiniz.

Şık hediye seçenekleri için, kozmetik kategorisinde makyaj seti ya da cilt bakım serisi alabilir, aksesuar kategorisinde ise seçeceğiniz küpe ve kolyelerle sevgilinizi mutlu edebilirsiniz.

HediyeDenizi’nin tüm kategorilerinde aşkınızı ifade etmenin binbir farklı yolunu bulabilirsiniz.

Siz yeter ki isteyin...

02 Aralık 2008

Yılbaşına Yaklaşırken “Kişiye özel” ürünler



Genellikle el yapımı özgün tasarımı ve özgün üretim tekniği ile üretilen “kişiye özel” hediyelik ürünler gerek evlere canlılık getirirken gerekse bireylerin üzerinde unutulmaz bir etki yaratıyor.

Özgün bir teknik ve çok özel ithal kumaşlarla üretilmiş olan el yapımı yılbaşı noel baba çorapları, yılbaşı bebekleri, her tür ve boyda yılbaşı sofrası örtüleri ve runner’ları, Amerikan servisleri, şaraplıklar, yılbaşı ağacı etekleri, yatak odası takımları, yatak örtüleri, nevresimler, yastıklar, banyo takımları/ havlular ve perde ürünleri ile bir ev için hediye seçeneklerinde sınır tanımıyor.

Ayrıca biblolar, el yapımı seramikler, mumlar, özel hediye ambalajları, iğnedenlik, nakışlı altın yastığı ve lavanta torbaları ile farklı hediye seçenekleri de sunuyor.

24 Ekim 2008

İşte Yanına Yaklaşılmaz Hediyeler !!!

Bu hediyeler harika ama ya fiyatları ...



6.4 milyon dolarlık Harry Winston marka elmas taşlı yüzük ...

LAKE FOREST CONFECTİONS'DAN 1 milyon dolara kutusu inci ve zümrütle süslenmiş çikolata ...




Chanel'in sadece 13 tane ürettiği 261 bin dolarlık Diamon Forever modeli çantası




Altın ve platin kaplama şişesinde 225 bin dolarlık tekilla : Tequila Ley-Passion Azteca

225 bin dolarlık fiyatıyla dünyanın en pahalı parfümü olan Majesty.


Türkiyede de satılan bu otomobilin yurtdışındaki fiyatı 150 bin dolar.



Guerlain in KissKiss adlı 62 bin dolarlık ruju satın almak için özel sipariş vermek gerekiyor.



Manolo Blahnik in 2 bin 685 dolarlık modeli ayakkabısı Aligator Halter modeli.

Bu hediyelerin en ucuzu ABD deki ünlü Eldorado Hotel in spasında 24 ayar altın kullanılarak yapılan cilt bakımı... fiyatı ise 475 dolar.

22 Ekim 2008

Kendisiyle Rekabet Eden Kazanacak !!!


Bugün rakamlar değil değişim konuşuyor...
Okuduğum ve çok beğendiğim bu yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum...
Eminim ki siz de hak vereceksiniz...

Kendimize dönüp baktığımızda rakiplere göre vaziyet almanın daha kolay olduğunu sanırız. Çünkü beklentileri keşfetmek daha zordur. Pratikte ise şu basit kural geçerlidir: Kim ne kadar satmış; rakibin pazar payı ne kadar ve bilançolar neyi anlatıyor?

Bir bakıma rakamlar yarışıdır bizimkisi. Oysa rekabette bugün rakamların değil "değişimin" tedavülü söz konusu. Kim ne yenilik yapmış; neleri hayata geçirmiş? Kısacası rekabet üstünlüğü "pozitif beklentilerin değişimini" yakalamakla mümkün! Kriz dönemlerinde de bu böyle. Bir düşünün şimdi: Acaba "entelektüel vizyonerliğin temsilcisi" kaç kişi var şirketinizde? Örneğin krizde "fütüristik analizleri" klasik pazarlama birimleri mi yapıyor, yoksa bunun için özel ekipler mi kurulu? Doğrusu çok fazla ümidim yok. Bırakın değişimi, "bilgi yönetim sistemi"ni bile doğru algılayan kurum sayısı bizde hâlâ çok az.

Üç sektör değişimi öne aldı
Kriz rüzgârının etkisiyle belki yıkılmayacak ama olduğu yerde "donup kalacak" bazı sektörlerin olacağını söyleyebilirim. Yine de bu badireyi daha şimdiden atlatmış olanlarla başlayayım: Örneğin bankacılık! Bana göre bankaların krizi yüksek likiditeyle karşılaması onlar için büyük şans oldu. Kredilendirmede ise türev zenginliği, sektörü 2001’den farklı bir noktaya getirdi. Eğer kredilerin muhatabı olan kesimler paniğe sevk edilseydi iş çığırından çıkabilirdi. Bir bakıma bankalar kendileriyle rekabet etmenin avantajını bu krizde yaşadılar.
Bilişim teknolojileri de öyle! Bugün "Avrupa IT Rekabet Endeksi" sıralamasında iki kademe birden yükselerek 25. sırada yer alan sektör, dünya genelinde ise 38. sıraya terfi etti. Şimdi en büyük tehlike dövizin görece yükselmesiyle fiyatların aşırı şişmesi! Eğer sektör değişim sürecini devam ettirirse bu da aşılacaktır.

Mobil İletişim Sektörü"nü de unutmamak lazım bu arada. "Turkcell", "Avea" ve "Vodafon"dan oluşan sektörde bugüne kadar başarıyla süren "değişim uygulamaları" krizi pek hissettirmedi. Rekabetin değişimle renklendiği ender alanlardan biri olan sektörün kendini tekrar ederek değil; "kendi yarattığı uygulamalarla" mevcut değişimi sürdürmesi lazım.
Kriz galiba bu sektörü test ediyor! Şimdi devir "parasal değerlerle" öne geçme devri değil "değişimlerle farklılaşma" devri! Yeter ki her şeyden önce şu "vergi yükü" meselesi çözülebilsin.
Değişim stratejisi nasıl kurgulanır
Değişim stratejisi için Türkiye’de henüz uygulanamayan 3 temel yöntem var. Ancak stratejileri uygulayacak "değişim mühendisliğini" şimdiden var etmek daha önemli. (Burada kastedilen mühendislik ifadesinin işin ince ayarına gönderme yaptığı unutulmamalı.)
Organizasyonla ilgili kimi üniversitelerde "vaka çalışması" olarak okutulan ilginç bir örneği hemen hatırlatmak isterim: İlk transistorlu radyoyu ticari hale getiren ve walkman’ı icat eden kişi Japon Akio Morita’dır.
Edison’dan ilham aldı

Ortağı Masaru Ibuka ile kurduğu ünlü "Sony" markasını yaratan bu çelimsiz adam bir Edison hayranıydı.
Edison’un değişim eksenli çalışmalarını inceledi. Büyük dâhinin sırlarını bir bir keşfetti: Edison ekibine ilham veriyor, buluşları aynı anda birkaç kişiye birden yaptırıyordu. Bir anlamda değişim ve buluş fabrikatörüydü Edison! Aynı yöntemi uygulayan Morita, Sony’de devamlı üç çalışma grubu oluşturdu. Bunlardan biri mevcut ürünleri geliştiriyor; diğeri ise ona bir rakip gibi çalışarak daha mükemmel bir seçenek yaratmaya çalışıyordu. Üçüncü grup ise her iki grubun ürünlerini tüketicinin olası isteklerine göre yeniden şekillendiriyordu. Kısacası ortaya üç "değişim modeli" çıkıyor ve her grup bunu geliştirmek için kendi aralarında yarışıyordu.
Morita’nın çalışma grupları içinde yalnız teknisyenler değil, pazarlamacılar ve pazarlama psikologları da önemli roller aldı. İşte ünlü Sony’i bir dünya markası yapan da bu sıradışı anlayış oldu.
"Akıllı patronlar krizde başkalarını değil, kendilerini hedef alarak rekabet yaratırlar."
Kaynak:
Theodore Levitt

21 Ekim 2008

Sevdiklerinize Hediye Almakta Zorlanıyormusunuz?...

Hediye seçimi birçok kimse için hiç te kolay olmayan birşeydir. Genellikle özel günler dışında çok fazla hediye almayız. Özel günlerde ise birinden kaçarsınız diğeri gelir sizi bulur. Aslında özel günleri beklemeden arkadaşlarınıza hediye vermeniz ilişkilerinizi pekiştirmenizde yardımcı olur. Bakınız hediye seçerken işinizi kolaylaştıracak ve doğru hediyeyi almanızda size yardımcı olacak bazı tüyolar.

Hediye alacağınız kişiyi can kulağıyla dinleyin:Hediyenin gideceği kişiyle televizyonda reklam izleyin. Hangi reklamların onu heyecanlandırdığını gözleyin. Ya da o kişiyle bir alışveriş merkezine, dolaşmaya gidin. O vitrinlerin önünde durduğunda ilgisini çeken ürünleri aklınızın bir köşesine yazın. Hediye almadan önce birinci göreviniz, onun gerçekte ne istediğini saptamak.

Hediye alacağınız kişinin yakınlarına danışın:Eğer hediye almak istediğiniz kişiyle o dönemde fazla görüşme olanağınız yoksa, yakınlarıyla irtibat kurun. En yakın arkadaşı, kardeşi ya da iş arkadaşları size önemli ipuçları verebilir.
Hediye alacağınız kişiye doğrudan sorun:Eğer onun ne istediğini hiç öğrenemiyorsanız ve o da zor beğenen bir kişiyse, ona doğrudan sorun. Evet, bu sürprizi ortadan kaldırır ve karşınızdakini mahcup edebilir ama ona istemediği bir şey almanızdansa, sormanız daha anlamlı.



Ve asla unutmayın “siz ne alırsanız alın, beğeneceğini” söyleyenler, “sadece hatırlaman önemli” diyenler, “hiç bir armağan istemediğini” söyleyenlere kanmayın.

Şu armağanlardan ısrarla kaçının:
Alaycı armağanlar:Örneğin babanıza hiç bir zaman dışarıda giyemeyeceği “Yılın Babası” yazılı bir t-shirt almayın. Ama ilk kez baba olacak bir arkadaşınızın heyecanına katkıda bulunmak için, sembolik değeri yüksek bulunabilecek bir “Yılın Babası” t-shirt’ü alabilirsiniz.

Giyim kuşam:Bedenini tam bilmediğiniz kişilere asla giysi almayın. Bir de onlara alınan şeyi doğru bedenle değiştirmek gibi bir yükümlülük verirsiniz. Böyle durumlarda hediye çekini tercih edin.
Biblolar:Özellikle biblolara düşkün birine bu tür armağanlar alabilirsiniz. Öbür türlü biblolar pek bir işe yaramaz, onları nereye koyacağını kimse tam olarak bilemez.
Saldırgan armağanlar:İnsanların kusurlarını yüzlerine vuracak armağanlardan kaçının.
Aslında kendiniz için istediğiniz armağanlar:Kendinizi mutlu etmeye değil, karşınızdaki mutlu etmeye çalışın. Kendi zevkinize göre armağan seçmekten vazgeçin.
Evcil hayvanlar:Bırakın, evcil hayvanını kendisi seçsin. Evcil hayvan almak büyük
sorumluluktur. İlla ki alacaksanız, balık gibi bakımı nispeten kolay olanları seçin.

Hediye alırken işlevine ve hayal gücü içermesine dikkat edin:Karşınızdaki kişi sürekli yenilik peşinde ise, ona bir dil kursu, dans kursu ya da tenis kursu ayarlayabilirsiniz. Çok gitmek istediği bir konser için bilet armağan edebilirsiniz. Mutlaka işine yarayacak “naif” dekorasyon malzemeleri alabilirsiniz. İnternete düşkünse ilginç bir domain adı, oyun seviyorsa son moda masa üstü oyunları, sevgi ifadelerinden hoşlanıyorsa ilginç ve tatlı yiyecekler de armağan edebilirsiniz. Nadide şeyler peşinde koşanlar için ise en iyi armağanlar, o kişinin yıllardır arayıp bulamadığı bir albüm, ya da kitabı bulup buluşturup almaktır.

16 Ekim 2008

Evlilik Teklifi Etmeye Karar Verdiniz...Ama Nasıl ?

İşte size orjinal birkaç fikir... Okumadan evlilik teklifi etmeyin :)

Radyodan Evlilik Teklifi:

Kız arkadaşınızın her gün belli bir saatte dinlediği bir radyo programı varsa o programın sunucusuyla daha önceden konuşup teklifi sizin yerinize dile getirmesini isteyebilirsiniz. O soruyu sorduktan sonra da canlı yayına bağlanarak bir kez de siz kız arkadaşınıza o özel soruyu sorabilirsiniz.

Doğum Günü Hediyesi:

Ona doğum gününde evlenme teklif etmeye ne dersiniz? Tüm sevdiklerinin bulunduğu bir ortamda bu soruyu duymak inanın çok hoşuna gidecektir.

Sevgililer Günü Teklifi:

Sevgililer gününde ona çiçek ve çikolata almak yerine ona en büyük armağanı aşkınızı sunmanın en güzel yolu ‘Benimle evlenir misin?’ sorusundan geçiyor. Kız arkadaşınız bu sorudan sonra bu sevgililer gününü asla unutmayacaktır. Tabiki http://www.hediyedenizi.com/ dan alyanslarınızı yada tektaş yüzüğünüzü almayı unutmayın...

Sinema Ekranında Evlenme Teklifi:

Beraber romantik bir film izlemeye gittiniz. Film başlamadan önce ekranda kocaman bir yazı beliriyor: ‘Hülya eşim olur musun?’

Reklam Panoları Ne Güne Duruyor !!!

Düşünsenize kız arkadaşınız işten eve dönerken evine en yakın reklam panosunun üzerinde şöyle bir yazıyla karşılaşıyor: ‘Aynur benimle evlenir misin?’

Uçakta Evlenme Teklifi:

Uçakla birlikte bir yere seyahat ederken şöyle bir anons yapıldığını bir düşünsenize: ‘Şu an İstanbul üzerindeyiz ve 5 dakika sonra yere ineceğiz. Bu arada Aslı, Polat seninle evlenmek istiyor’.

Kendinizi Videoya Kaydedin:

Kamerayı kurup karşısına geçin ve sanki karşınızdaymış gibi ona olan hislerinizi anlatın. Konuşmanızı ‘benimle evlenir misin?’ sorusuyla bitirin. Emin olun bu çok hoşuna gidecektir.


Marjinal Bir Evlenme Teklifi:

Kız arkadaşınızla birlikte yaptığınız bir spor varsa, örneğin birlikte dağ tırmanışı yapıyorsanız ya da dalıyorsanız birlikte bu sporu yaptığınız zaman evlenme teklifi etmek için uygun bir atmosfer yaratabilirsiniz. Örneğin dağın zirvesine ulaştığınızda ona ‘benimle evlen’ diyebilirsiniz.