05 Ekim 2008

Kişiye özel ayakkabı


Türkiye'de ilk kez ünlü İtalyan markaları Nicoli'nin çantalarını ve Mario Cerruti ile Luciano Barachini'nin ayakkabılarını satışa sunan kardeşler, her yaşa ve zevke hitap ettiklerini söylüyor. Seda ve Banu Yoleri, tümü el yapımı ve tek seri getirdikleri için başka kimsede olmayan modelleriyle hayli iddialı...

Her model tek

* Biz İtalya'ya gidip bütün tasarımları kendimiz seçiyoruz. Ayakkabılarımızın hepsi el yapımı. Seçtiğimiz modellerin ayak sağlığına uygun olmasına çok özen gösteriyoruz. Bir ayakkabıyı seçmeden önce giyiyoruz. Eğer rahatsız bulursak, ayakkabı ne kadar şık olursa olsun onu getirmiyoruz.

3 alana 1 bedava

* Bir ayakkabının ayak sağlığına zarar vermemesi için kesinlikle modeline uygun bir kalıba sahip olması gerekiyor. Kalıp düzgün olduktan sonra ayakkabı topuklu da olsa rahat edersiniz.

* Mağazamızda yaklaşık 150-200 çeşit ayakkabı var. Hepsinden bir seri getirdiğimiz için aynısını başkasının ayağında görmek mümkün olmuyor. Çantaları ise çabuk modası geçmeyecek modellerden seçiyoruz.

* Yeniliklerimiz arasında bir de kampanyamız var. Her ayın 15'inde '3 alana 1 bedava' sloganıyla, iki ayakkabı alan müşterilerimize düşük fiyatlı olan üçüncüsünü hediye ediyoruz.

Kaynak:
www.yehhu.com

02 Ekim 2008

Sıra dışı hediyeler

Melih Arat melih@meliharat.com

SIRADIŞI BİR YAŞAM

Sıra dışı hediyeler

Nurcan isimli bir okurumuz kendi uyguladığı bazı hediye fikirlerini göndermiş. Onun izniyle, bazılarını geliştirerek, bazılarını da oldukları gibi sizinle paylaşmak istiyorum.

Hediye Fikri 1
Önce büyük boy bir kutu alınır. İçine çok değişik ve çeşitli hediyelik eşyalar konur. Mum, mendil, toka, fincan, çikolata, oyuncak araba ya da kurşun asker ve bunun gibi. Her hediyenin ayrı bir kutusu olur ve içlerinden birer mektup çıkar. Mesela mumun paketinden onu alırken yaptığınız pazarlığın diyalog metni. “Bir milyon olmaz mı?” “Olmaz abi” “Peki, bir milyon vereyim, ama kutusu sizde kalsın.” “Olmaz abi”, “Bir milyon iki yüz elli o zaman” “Olmaz abi” “Yandaki dükkanda bir milyon ama…” “Oradan al abi” “Tamam”… (yandaki dükkana geçilir) “Yedi yüz elli bin olmaz mı?” “Olmaz abi” ve pazarlık sürer…

Oyuncak araba paketinden çıkan mektup. “Bu oyuncak arabayı kendine yakıştıramamış olabilirsin; ama bu araba özel bir araba. Çocukluğumda bana bu arabadan hediye etmişlerdi. Haftası olmadan kaybettim. Onu bulmayı o kadar çok istedim ki. Benim için dünyadaki en değerli şey bu araba olmuştu artık. Yıllarca o oyuncak arabayı düşündüm. Sana hediye ararken bu arabayı gördüm. Bir tane kalmıştı. Hemen aldım. Benim için öyle değerlisin ki, bu arabayı sana vermeye karar verdim.” Her kutunun içinden böyle samimi dille yazılmış bir mektup çıkar. Aralarına yara bandı gibi günlük hediyeler de koyabilirsiniz küçük bir notla. “Sana karşı kendimi yara bandı gibi hissediyorum; ne zaman bir derdin sorunun olursa onu dindirmeye, çözmeye sadece senin için hazırım.”

Hediye Fikri 2
Hediye vereceğiniz kişiye en sevdiği şarkıları sorarsınız. Niye diye sorarsa ‘çok zevklisin, senin dinlediklerini öğrenirsem ben de onlara odaklanabilirim` diye cevap verebilirsiniz. Sonra onun en sevdiği on şarkının yer aldığı bir kasedi/CD`yi bir kasetçi/CD`ciye doldurtabilirsiniz. Fotokopicilerin birçoğu CD etiketi de hazırlıyor artık. Kişinin fotoğrafını CD`ye de basarsanız sıra dışı bir hediye olur.

Hediye Fikri 3
Küçük bir ahşap kutunun içine, paket kağıtlarını şerit halinde keser ve koyarsınız. Bunların bir kısmı boş olabilir. Bir kısmına da sıradan saçma şeyler yazabilirsiniz. “Bunu boşuna okuyorsun. Bunda önemli bir şey yok.” “Ben kahinim, birazdan bu şeridin sonuna geleceksin.” “Bu şeritleri hazırlamak çok zaman aldı. Sen de birazcık sabret!” “Acaba bu şeritlerin içinden ne çıkacak?” “Pazartesiden sonra çarşamba gelsin istiyorum, ama olmuyor; yardımına ihtiyacım var. Beni ara.” ve arada birkaç tane de “Sen benim en değerli dostumsun/varlığımsın.” “Seni seviyorum.” gibi sözler serpiştirilebilir.

Hediye Fikri 4
Bir kitap alın ve her sayfasının üstüne ya da aradaki bazı sayfalara o kişiye özel bir şeyler yazın. Örneğin, babanıza alıyorsanız. “Babacım senin pazar kahvaltılarını hazırlamana bayılıyorum. En güzel tostu sen yapıyorsun.” “Babacım, birlikte top oynadığımız o günü unutamıyorum.” “Sana neden hâlâ en iyi baba ödülü vermediler anlamadım.” gibi sözleri serpiştirebilirsiniz.

Hediye Fikri 5
Aldığınız her hediyeyi özelleştirin; el yazınızla ya da bilgisayarda hazırlayacağınız yazılarla özel notlar koyun. Eğer dile hakim olmadığınızı düşünüyorsanız, özlü söz, fıkra kitapları size yardım edecektir. İnternet de iyi bir kaynak.

Hediye Fikri 6
Evde bulmaca gibi bir hediye hazırlayın. Bir şeyi buldukça diğer aşamayı bulsun.

Hediye Fikri 7
Bir restorana gidin. Tuvalete gittiğiniz sırada garson tepsiyle içecekleri ve hediyeyi servis yapsın.

Unutmayın en güzel hediye, elden verilen değil, buldurulan hediyedir.

Kaynak:
www.trinvest.com
Melih Arat

30 Eylül 2008

Bayramınız Kutlu Olsun



Merhaba sevgili hediyedenizi misafirleri, Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimizle hediyedenizi ekibi olarak kutluyoruz...

Daha nice sağlıklı mutlu bayramlara...

26 Eylül 2008

BLOG ADINA HERŞEY


Blog: Bir websitesine göre bilgi girişi daha kolay olan kişisel bir websitesidir. İnsanlar bloglarda ihtisas sahibi olduğu bir alan hakkında ziyaretçilerine bililerini sunar. Aynı zamanda birçok blogcu genellikle kişisel konularda, ilgi duyduğu, yazmak istediği konularda yazı yazarak ziyaretçileri ile bunları paylaşır.
Blog bir tür webgünlüktür. Kullanıcılar herhangi bir olgu gercekleştiğinde bunu bloglarında yayınlar veya da yukarıda belirtiğim gibi ihtisas sahibi olduğu konuları belli periyotlar halinde bloguna gönderiler yaparak bunu ziyaretçilerine sunarlar.

Bir şirket için blogun önemi daha doğrusu anlamı:

Halka açılma, insan yüzünü gösterme.müşterilerine şirketi daha yakından tanıma fırsatı sunma demektir.

Blogun şirkete kazandırdıkları: Blog sayesinde müşterilerine daha yakın olması ki bu sayede müşterilerinin isteklerini, şikayetlerini ve beklentilerini öğrenerek daha iyi bir hizmet sunarak müşteri gözünde prestij kazanır.

Blog yazmak paradan kazandırır, vakitten kaybettirir yani, iyi bir blog meta ve hizmetin desteklenmesinde reklam ve halkla ilişkilerin kullanımını azaltir hatta bazı durumlarda ortadan kaldırır.

Blogun diğer bir faydası ise, google’da üst sıralara çıkmaktır çünkü; google değişiklikleri belirlemek için sanal ağ düzeyinde araştırma yapar diğer sitelerin çoğunun aksine bloglar sürekli güncelleştirilir bu durumda arama motorlarının daha fazla ilgisini çeker.

Blogculuğu yaygınlaştırmış şirketler zaman içinde daha açık ve daha güvenilir olarak algılanılır.

Bloglar sayesinde şirket yeni bir ürün için pazarlama maliyetinden kurtulur ve ürün piyasaya girmeden ürün hakkındaki yorumları ve ürüne olan talebi ölçebilir.

Bloglar sayesinde çift taraflı bir kolay bir iletişim sağlanır.

Bloglar sayesinde şirketler daha şeffaf görünüm kazanırlar.
Doğru Blogculuk için
Blog yazmaya karar verdiyseniz belli bir süre boyunca konunuz ile ilgili veya ilgisiz tüm blogları takip etmeye çalışın bu sayede blogun işleyişi ve işlevi hakkında bilgi sahibi olursunuz aynı zamanda blogunuzu nasıl yönetmeniz gerektiği hakkında bilgi sahibi olursunuz.

Blogunuzun ismi çok önemlidir çünkü; isim demek arama motoru sonuçu demek. Bundan dolayı bilgi vereceğiniz alan hakkında en sade ve en öz olan kelimeyi yani anahtar kelime niteliğine giren sözcüğü kullanmanız işinize yarar.

Yalnız kişisel bloglar için bu pek önem arz etmeyebilir çünkü; blog ismi kişinin adı veya rumuzu olabiliyor yinede tercih meselesidir.

Gönderileriniz yalın ve tek konuya odaklı olsun mümkünse içerisinde konuya uygun en az bir resim bulunsun, bu okunmayı kolaylaştırır ve görsellik açısından önemlidir.

Konu üzerindeki yetkinliğinizi ve konuya olan tutkunuzu belirtin ki bunu da sık sık gönderi yaparak kanıtlamış olursunuz.

Yazılarınızda her zaman samimi ve dürüst olun sürekli kısa ve öz yazmaya çalışın.

Elinden geldiğince bloguna gönderi yap bu sayede güncelliğini koruyarak google takılırsın.

Yazılarını ihtisas sahibi olduğun alandan seç, konu ile ilgili yazı içinde link ver verilen link rakip firmanın olsa bile bunu yap.

Yazdığın yazılara iyi bir başlık seç, seçtiğin başlık anlamlı ve anahtar kelime olma niteliği taşısın ki bu sayede google’a takılasın

Yazılarının niceliğine değil niteliğine önem ver.

Bir şirket blogunda yazıyorsan ürün satmaya çalışma bunun yerine karşı tarafla konuşmaya çalış, sohbet havasında yazılarını yaz çünkü, insanlar blogları başkalarının nelere ilgi duyduğunu ve neler bildiğini öğrenmek için ziyaret ederler.

Şirket kültürüne aykırı yazılar yazma, şirketin gizli kalması gerektiği bir konu üzerine sakın yazma, şirketi ve şirket çalışanları karalamaya çalışma.

Blog açmak veya yazı yazmak istemiyorsan bunu zorla yapma çünkü; yaptığın işten ne sen ne de karşındakiler haz alabilir.

Blogu, çalışan-müşteri işbirliğini geliştiren bir araç olarak düşün ve kullan.
Yazılarına yorum izni ver bu sayede gelen tepkileri ölçersin.

Blogu yedeklemek için


http://www.blogbackupr.com/

veya

http://www.blogbackuponline.com/ ’u kullanabilirsin ama en iyisi ikinci olanı çünkü günlük otamatikman kendi yedeklemeyi yapıyor.

Program kullanmak istiyorsan
HTTrack programını kullan bu da çok iyi bir programdır blogunun görünümünü yedekliyor.

Kaynaklar:

Çıplak Sohbetler-Robert Scoble, Shel Israel
Mehmet Doğan
Murat Buyurgan

23 Eylül 2008

Hayat Hediye - Özel Günler


Bilmiyorum bu güne kadar veya bu yazıyı okuyana kadar birisinden hediye aldınız mı? Ya da hediye verdiğiniz birisi oldu mu? Hediye almak ve vermek nasıl bir duygu biliyor musunuz? Bu soruları sizlere sorarken aklıma ilk aldığım hediye gelmişti. Sanırım lise ikinci sınıftaydım. Beraber evi paylaştığımız arkadaşlar bana bir sürpriz yapmışlardı. Bir gömlek almışlardı. Açıkcası ne bayramdı ne de başka özel bir gün. Halbuki ben o güne kadar hediyenin sadece özel günlerde verilecek bir şey olduğunu sanırdım.

O gün anladım ki birisine bir hediye vermek için özel günleri beklemeye gerek yok ve o gün bugündür arkadaşlara hiç beklemedikleri zamanlarda hediyeler veririm. Ve çoğu kez de bu davranışın beklediğimden daha fazla etki yarattığını görürüm. Beklenmedik olaylardan etkilenme ihtimalleri her zaman daha yüksek olan insanlar doğal olarak bu beklenmeyen davranış karşısında da daha fazla mutlu oluyorlar. Duygusal yoğunluğun fazlalığı da yaşanılan anı unutulmaz kılıyor.

Beklenmeyen zamanlarda yapılan etkinlikerin insan yaşamında derin izler bıraktığını söylüyorum ve artık hediyeleri beklenmeyen zamanlarda vermeye çalışıyorum. Bu sizi diğerlerinden farklı kılıyor. Hediyeleri özel günlerde vermemenin farklılık olduğunu ve insanları daha çok etkilediğini öğrenirken, yine bir başka arkadaştan aldığım hediye ile ikinci bir şeyin farkına vardım. Daha önce hediye denince, bir paket içinde güzelce sarılmış ve kurdelalarla bağlanmış paketler gelirdi aklıma. Ama çok özlediğim bir zamanda annemin beni yaşadığı şehirde ziyaret etmesi, belkide o an benim için dünyanın en büyük hediyesiydi.

Yine bir dostumun beni daha önce hiç gitmediğim bir yere davet etmesi, farklı kültür ve değerleri olan bir toplulukla tanıştırması, benim için büyük bir hediye idi. Yine bir doğum gününde evde kaldığımız arkadaşlarının doğum günü çocuğunun ilkokul öğretmeni ile röportaj yapmaları ne denli güzel bir sürpriz ve unutulmayacak bir hediyeydi. Tüm bu tecrübeler bana hediyenin hem bir paketten ibaret olmayacağını hem de kişiye özel olması gerektiğini öğretti.

Duygu barındıran hediyeler... Sadece o kişi için tasarlanmış, binbir emekle hazırlanmış, insanın içinde kendinden bir şeyler bulabileceği hediyeler, maddi değeri çok yüksek olan hediyeleri çoğu zaman solda sıfır bırakabilir. Ve pek tabi ki kalıcıdır. Hediyeleri kişiselleştirmek gerek. Bir şey ne kadar çok bireyselleştirilirse hediye verilen kişide o denli iz bırakır. Hediyenin bireyselleştirilmesi ile ilgili bilgi sahibi olduktan sonra, birkaç denemede bulundum. Gerçektende daha önce vermiş olduğum sayısız hediyeye rağmen içinde kişiye özel mesajların olduğu hediyelerin çok daha etkili olduğuna şahit oldum.

Mesela annenize iyi bir hediye vermek istiyorsanız hiç beklemediği bir zamanda kendisine bir mektup yazıp onu ne kadar çok sevdiğinizi kağıda dökebilirsiniz. Biliyorum; bunu daha önce çok azınız denediniz. Belki de bu yazıyı okurken “Hadi canım sende” gibi yorumlar yapıyorsunuz. Ama şunu biliyorum ki; böyle bir hareket karşısında daha önce almış olduğunuz birçok hediye, bu mektup kadar annenizde derin etkiler bırakmayacaktır. Çünkü duygular insanı daha fazla harekete geçirir, yapılanların akılda kalmasını sağlar. Netice itibari ile hediyeleşmek insanları harekete geçiren, onları mutlu eden, heyecanlandıran bir eylem.

Bu eylemde bulunurken alışılmış davranışlarla çok farklı sonuçlar elde etmek günümüz dünyasında pek de kolay görünmemektedir. Çok basit bir kaç kural ile insanlara onların farklı olduklarını hisettirebilirsiniz. Kişiye özel hediyeler yaratarak, hiç beklemedikleri zamanlarda kendilerine sunarsanız hiç beklemediğiniz neticeler elde edeceksiniz. Her yaklaşan bayram ya da her yeniyıl arefesinde sevdiklerinizi hediyelerle mutlu etmek isteyeceksiniz.

Ama hiç beklenmedik zamanlarda da hediyeler verebilir ve farklılık hatta farkındalık yaratabilirsiniz. Özel günlerde vereceğiniz hediyelerin kişiye özel olması da yine aynı sonucu almanıza neden olacaktır. Diyelimki yarın özel bir gün ve bütün hediye mağazaları kapalı. Şimdi tüm iş yaratıcılığınıza ve yeteneğinize kalıyor. Bakalım neler üreteceksiniz?... Neler hediye edeceksiniz?...

Kaynak:
www.medyacasusu.com

20 Eylül 2008

Pierre Lotti'de Bir Akşam



Merhaba sevgili hediyedenizi misafirleri, bugün sizlerle ekipçe yapmış olduğumuz bir etkinlikten bahsetmek istiyorum, açıkçası dün şirketçe verilen iftar yemeğine ilişkin notları aktaracağım.

Dün akşam maslaktaki güzel bir restaurantta afiyetle yemek yedikten sonra eyüp tepesine yani pierre lotti'ye gittik orda saat 23'e kadar soğuk havada üstümüzde şallar ellerimizde sıcak içecekler ile beraber titreyek :) eğlenceli bir sohbet yaptık.

Konuşmalarımız gerek şirketin geleceği gerekse müşteriye daha iyi hizmetin sağlanması gerekse de havadan sudan, ondan bundan olarak geçti:)